Psikolog Haşim Durar: Tüketim kültürü zaafları kullanır.

Ahmet Şimşek Koleji Rehberlik Biriminde görevli Psikolojik Danışman Haşim Durar, Tüketim kültürünün ergenlikte yarattığı etkilere dikkat çekti.

İnsan hayatındaki en önemli geçiş noktasının ergenlik olduğunu, yetişkinliğe doğru gelişim başladığını ve zaafların arttığını, tüketim kültürünün de bu zaafları kullandığını vurgulayan Psikolog Haşim Durar, “Ergenlik dönemindeki genç bireylerin duygu dünyası, bir denizin yüzeyine benzer. Bazen durgun, bazen de dalgalıdır. Zaaflar artmaya ve şekil almaya başlar. Tüketim kültürü de gençlerin zaaflarını kullanır, ergenliğe hitap ederek arz yaratır ve kendini topluma enjekte eder.” dedi.

“Ergen bireye hayatı altın tepside sunmak, onun hayata tutunma yeteneklerini kötürüm bırakmak demektir.”

Ergenlikteki hızlı kimlik geçişleri ile kendini var etme çabalarının ebeveynleri rahatsız etiğini ve savunmasız bıraktığını da sözlerine ekleyen Psikolog Haşim Durar şunları söyledi; “Ergen bireyin marka bağımlılığı, satın al-sahip ol ve kendini nesne ile tamamla algısı yanılgılara neden olur. Bu durum onun kültürünü, aidiyet duygusunu karmaşık hale getirecek, her şeyden önemlisi de onu sevgiden uzak, nefret tohumlarının ekildiği bir insan haline dönüştürecektir. Peki, tüketim kültürü kendini enjekte ederken nasıl tahribatlar bırakır? Aileler neler yapmalıdır? Çocuklarına doğru ödüllendirmeler yapamayan ebeveynler, aslında bu vahşileşmiş kültür içerisinde topluma canavarlar kazandırmaktadır. Ebeveynlerdeki; ‘Biz hayata eksik başladık, eksik büyüdük. Çocuklarımız hayata eksik başlamasınlar, hiçbir şeyden geri kalmasınlar’ mantığı tam da tüketim kültürü noktasında devreye girmektedir. Davranışsal anlamda topluma ve ailesine faydalı katkı sağlamayan ergen bireyin sürekli hediyelere ve ya ödüllere maruz kalması, yaptığı tüm olumsuz davranışların, durumların ve başarısızlığın pekiştirilmesi anlamına gelir. Kişiliği vahşi bir şekilde yok edilir. Bireyin tüm isteklerinin ebeveynler tarafından sorgulanmaksızın yerine getirilmesi ve istediği her şeye çok kolay, emek vermeden sahip olması onun kişilik dinamiklerinde derin tahribatlar oluşturacak, ruhunda sevgi eksikliği yaratacak, paylaşmasını bilmeyen, bireyci ve ben merkezli insan haline getirecektir. Ergen bireyin kişilik dinamiklerinde oluşan bu tahribatlar da yetişkinlikte büyük sorunlara neden olacak, onları sevgisiz, iletişimsiz ve tüm ilişkilerde yüzeysel bir girdaba sürükleyecektir. Ergen bireye hayatı altın tepside sunmak, onun hayata tutunma yeteneklerini kötürüm bırakmak demektir.”

 

 

 

 

BENZER HABERLER